Telefon

Hac ve Umre

Hac ve Umre

Umre nedir ? Umre kimlere farz kimlere sünnettir?

Umre kelime olarak ziyaret manasına gelir. Umre, hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa'y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir. Umrenin farzı ikidir. İhram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür. Sa'y ve tıraş olmak ise vaciptir. Umre, ömürde bir defa, Hanefi ve Maliki'de sünnet, Şafii ve Hanbelî'de farzdır.

Umre Esnasında Mekke'de Ziyaret Edilen Yerler

MEKKE ZİYARET YERLERİ

Sevr Dağı (Sevr Mağarası - Mekke)
Mekke'nin güneyinde Kâbe'ye yaklaşık 4 km. uzaklıkta, yüksekliği 500 m. civarında olan bir dağdır. Bu dağın zirvesine yakın bir yerde Peygamber Efendimiz ile arkadaşı Hz. Ebubekir'in Mekke'den Medine'ye hicret ederlerken gizlendikleri mağara bulunmaktadır. Sevgili Peygamberimiz ve arkadaşı gece vakti bu dağa çıkmışlar ve üç gece burada kalmışlardır. Sonra gizlendikleri mağaradan çıkarak Kızıl Deniz sahil yolundan Medine'ye ulaşmışlardır. Mağara'da kaldıkları zaman süresince bazı mucizeler vuku bulmuştur. Allah (c.c.) Resulünü müşriklerin kötülüklerinden örümcek ve güvercin gibi mahlukatından bir kısmını görevlendirerek korumuştur. Bu olay Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılmaktadır: "Siz o Resul'e yardım etmeseniz de Allah ona yardım eder. Hani o kafirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, (Hz. Muhammed ve Ebu Bekir) ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına: Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir diyordu. Allah onun kalbine sükunet ve kuvvet indirmişti ve onu sizin bilmediğiniz ve göremediğiniz askerler ile de desteklemişti..." (Tevbe 40) Hz. Ebubekir mağaradaki bir hatırasını şöyle anlatıyor: "Hz. Peygamber ile mağarada iken, müşrikler bize o kadar yaklaştılar ki biz onları görüyor ve seslerini işitiyorduk. O'na zarar verirler diye çok korktum ve "Ya Resulullah eğilip baksalar bizi görecekler" dedim. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: "Sen burada yalnızca ikimiz mi varız zannediyorsun, Allah (c.c.)da bizimle beraberdir".

Arafat (Mekke)
Mekke'nin güney doğusunda, şehre 20 km. mesafede, alanı 14 km2 civarında düz bir ovadır. Bu sahanın batısında Hz. Peygamber'in Veda Haccı'nda konakladığı yere yapılan Nemire Mescidi, doğusunda ise Rahmet Tepesi bulunmaktadır. Cebrail Aleyhisselam Hz. İbrahim'e Hac ile ilgili bilgileri ve Hacc'ın nasıl yapılacağını burada öğretmiştir. Ayrıca Hac yapmak üzere gelen müslümanlar bu meydanda bulundukları zaman içinde günahlarının affı için Allah'a tövbe ederler. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı bilme, anlama, tanışma, konuşma ve buluşma yeri manalarına gelen ARAFAT kelimesi bu meydanın ismi olmuştur. Kur'an-ı Kerim'de Arafat'tan bahsedilerek şöyle buyurulmuştur: "Vakfenizi tamamlayıp Arafat'tan Müzdelife'ye doğru coşkuyla akın ettiğinizde Meş'arı Harem civarında Allah'ı zikrediniz". (Bakara 198) Dünya'nın her tarafından gelen Müslümanlar, Hac ibadetinin en önemli farzı olan "Arafat Vakfesi" için Zilhicce ayının 9. günü (Arefe günü) bu meydanda toplanırlar ve güneş batıncaya kadar burada ibadet halinde bulunurlar. Sevgili Peygamberimiz "Hac Arafat'tır ve Arafat'ın her tarafı vakfe yeridir" sözleriyle Arafat'ın önemini işaretbuyurmuşlardır.

Müzdelife (Mekke)
Mina ile Arafat arasında bulunan 12 km2 genişliğindeki bölgeye Müzdelife denir. Yüce Allah bu meydanda bolca ibadet etmemizi emir buyurmuşlardır. Hacc'ın vaciblerinden olan Müzdelife vakfesi bu meydanda gece konaklayarak yapılır. Akşam vakti Arafat'tan yola çıkan Hacılar, akşam ve yatsı namazlarını yine bu meydanda kılarlar. Şeytan taşlama da kullanılacak taşlar da buradan toplanır. Bayramın birinci günü sabah namazından sonra Müzdelife'den Mina'ya hareket edilir.

Mina (Mekke)
Mekke'nin kuzeydoğusunda Müzdelife ile Mekke arasında kalan geniş bölgeye Mina denir. Cemerat ismiyle bilinen şeytan taşlama yerleri, Hac kurbanlarının kesildiği mezbahaneler ve sevgili Peygamberimizin Mina günlerini geçirdiği mekana yapılan Mescid-ül Hayf burada bulunmaktadır. Müzdelife vakfesinden sonra hacılar Mina'ya gelerek Hacc'ın vaciblerinden olan ve üç gün devam eden şeytan taşlama görevini burada yerine getirirler. Ayrıca bu günlerin gecelerini Mina'da geçirmek Hacc'ın sünnetlerindendir.

Akabe (Mekke)
Mina sınırından Mekke istikametine doğru 300 m. kadar sonra sağ tarafta yer almaktadır. Sevgili Peygamberimiz Medine'ye hicretinden iki sene önceki Hac mevsiminde insanları İslam'a davet ederken 12 kişiden oluşan Medineli bir grupla karşılaşır. Bu grubun hepsi Hz. Muhammed'e burada biat ederek müslüman olurlar. Bir sonraki senenin haccına 72 kişi olarak gelirler ve aynı yerde Peygamberimize biat ederek onlar da müslüman olurlar. İslam tarihinde bu olaya 1. ve 2. Akabe Biat'ları denmektedir.

Nur Dağı (Hira Mağarası - Mekke)
Mekke'nin kuzeydoğusunda, 300 m. yüksekliğinde kütle kayalardan oluşan ve Kâbe'ye 5 km. mesafede bulunan bir dağdır. Peygemberliğinden önce Hz. Muhammed'in Ramazan aylarını ibadetle geçirdiği "Hira Mağarası" bu dağın zirvesinde bulunmaktadır. Sevgili Peygamberimiz 40 yaşına girdiği senenin Kadir Gecesi'nde bu dağda ibadet halinde iken Hz. Cebrail gelmiş ve kendisine "Ey Muhammed sen Allah'ın Resulü, ben de Cebrailim" diyerek peygamber olduğunu tebliğ etmiştir. Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetleri aynı gecede Peygamberimize burada inmeye başlamıştır. Bu sebeple bu dağa Nur'un indiği yer manasına gelen NUR DAĞI denmektedir. Burada inen ilk ayetler mealen şöyledir: "Yaradan Rabbinin adıyla oku. O, insanı koyu kan halindeki bir sıvıdan yarattı (embriyo). Oku! Ki senin Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle yazmayı öğretmiştir. İnsana bilmediği şeyleri öğretmiştir. (Alak Suresi, 1-5)

Cennet-ül Ma'la (Mekke Mezarlığı - Mekke)
Mescid-i Harem'in yaklaşık 1.5 km. kuzeyinde yer alan bu mezarlık aynı zamanda şehrin tarihi mezarlığıdır. Sevgili Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalip, amcası Ebu Talip, hanımı Hz. Hatice validemiz, küçük yaşta ölen oğulları Kasım ve Abdullah'ın ve birçok Sahabi ve İslam büyüklerinin kabirleri bu mezarlıkta bulunmaktadır. Mekke'de vefat eden yerli-yabancı her müslüman günümüzde de bu mezarlığa defnedilmektedir.

Cin Mescidi (Mekke)
Peygamber efendimiz davet için gittiği Taif dönüşünde yol üzerindeki Nahle Vadisi'nde namaz kılarken bir grup cin Kur'an-ı Kerim'i dinleyerek etkilenmişlerdir. Daha sonra Hz. Muhammed'i takip eden bu cinler Mekke girişinde efendimizle görüşmüşler ve müslüman olmuşlardır. Kur'an-ı Kerim'deki Cin Suresi burada nazil olmuştur. Sonraları bu mekana bir mescit yapılarak Cin Mescidi ismi verilmiştir. Peygamberimiz insanlara ve cinlere İslam'ı tebliğ etmek için görevlendirilmiştir. Bu hakikat Kur'an-ı Kerim'de şu ayetle açıklanır: "Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım". (Zariyat, 56)

Hz. Muhammed'in Doğduğu Yer (Mekke)
Hz. Peygamberin doğduğu ev Kâbe'nin doğu tarafında kalan Beni Haşim mahallesinde idi. Hz. Muhammed Miladi 20 Nisan 571 (12 Rebiulevvel) Pazartesi gecesi tan yeri ağarırken bu evde dünyaya gelmiştir. Daha sonra buradaki ev yıkılmıştır ve yerine yapılan bina günümüzde Mekke kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Bedir (Bedir Savaşı - Hicri 2 / Miladi 624)
Bedir beldesi, eski Mekke yolu üzerinde Medine'ye 160km. uzaklıktadır. Sevgili Peygamberimiz'in Medine'ye hicretinden sonra Mekkeli müşrikler Efendimize ve Medine halkına karşı kesintisiz savaş ilan ettiler. Bunun üzerine Peygamberimiz müşriklerin askeri ve ekonomik güçlerini zayıflatmak istiyordu. Bu nedenle Kureyş'in iki can damarından biri olan Şam ticaret yolunun kontrol altına alınması için Medine ile Kızıldeniz arasındaki bölgeye birlikler gönderiyordu. Hicretin 2. yılında Ebu Süfyan'ın idaresinde büyük bir Kureyş kervanının Şam'dan dönmekte olduğu haberi Medine'ye ulaştı. Bunun üzerine Hz. Muhammed (A.S.), ashabını topladı ve stratejik önemi sebebiyle bu kervanı ele geçirmeleri gerektiğini anlattı. 305 kişiden oluşan bir orduyla Bedir istikametine yola çıkıldı. Bu durumu haber alan Ebu Süfyan kervanın seyir yolunu değiştirip sahil yolundan hızla ilerleyerek, durumu Kureyş'e bildirdi. Müşrikler Ebu Cehil'in komutasında 1000 kişilik donanımlı bir orduyla Medine üzerine yürüdü. Daha sonra Ebu Süfyan'ın kervanın kurtulduğuna ve artık ordunun geri dönmesi gerektiğine dair haber göndermesine rağmen, Ebu Cehil intikam hırsıyla yoluna devam etmekte ısrar etti. İki ordu 17 Ramazan Cuma günü Bedir'de karşılaştı. Bu çetin savaş ikindiye doğru müslümanların kesin zaferiyle sona erdi. Başta Ebu Cehil olmak üzere 70 müşrik öldürüldü ve 70 kişi de esir alındı. Müslümanlar ise 14 şehit verdiler. Müslümanların bu savaşta meleklerin yardımıyla desteklendiğini Yüce Allah (c.c.) Al-i İmran ve Enfal surelerinde açıkça beyn etmiştir. Bedir savaşı neticesinde müslümanlar bölgenin en büyük gücü kabul edilmiş ve İslam hızla yayılmaya başlamıştır.

Uhud (Uhud Savaşı - Hicri 3 / Miladi 625 - Medine)

Uhud Harbi Hicret'in 3. yılında Mekke müşrikleriyle müslümanlar arasında Uhud Dağı eteklerinde yapılmıştır. Bedir'deki yenilginin intikamını almak için gelen Müşrikler 3000 kişi, buna karşılık müslümanlar ise 700 kişi idiler. Peygamberimiz bölgeyi stratejik olarak inceleyip, ordunun sağını Uhud dağına, solunu da tepe tarafına vererek mevzilendi. Tepenin arkasına da 50 kişilik okçu birliği yerleştirip, arka tarafı da emniyete aldı. Okçulara şartlar ne olursa olsun yerlerini terketmemelerini emretti. Savaş üç merhalede gerçekleşmiştir. Birinci merhalede müşrikler kısa sürede bozguna uğratılarak herşeylerini terkedip kaçışmaya başlamışlardır. Bu durumu gören okçular emir gelmeden yerlerini terketmişlerdir. Bu fırsatı iyi değerlendiren ve henüz iman etmemiş olan Halid bin Velid süvari birliğiyle tepeyi dolanarak Müslümanları arkadan kuşatmıştır. Kaçmakta olan müşriklerin de geri dönmesiyle savaşın ikinci merhalesi başlamıştır. Böylece Müslümanlar iki ateş arasında kalarak çok zor anlar yaşamışlar ve Hz. Hamza başta olmak üzere 70 şehit vermişlerdir. Müşriklerden ise 37 kişi ölmüştür. Ancak daha sonra müslümanlar yeniden toparlanıp, savaşın üçüncü merhalesinde dağın eteklerine çekilerek mevzilendiler. Bu durumu gören müşrikler tekrar savaşmaya cesaret edemeyip, emellerine de ulaşamayarak Mekke'ye geri dönmüşlerdir.

Kıbleteyn Mescidi (Medine)
Kâbe Hz. Adem'den beri kıble idi. Hz. İbrahim ve onun dinine tabi olan Hanif'ler de Kâbe'ye yönelerek ibadet ediyorlardı. Hz. Muhammed (A.S.)'ın Mirac'ında namazın farz kılınmasıyla birlikte kıble Mecsid-i Aksa'ya tahvil edildi. Bu hicretin 16. ayına kadar böyle devam etti. Ancak Efendimiz, Kâbe'ye yönelerek ibadet etmeyi arzuluyordu. Özellikle Medine'de bir kısım Yahudilerin "Muhammed ve ashabı hem bizim dinimize inanmıyorlar, hem de bizim kıblemize doğru ibadet ediyorlar..." gibi alaycı sözleri üzerine Rasulullah Allah'tan kıblenin değiştirilmesini temenni ederek bazen yüzünü semaya çevirip bu hususta gelecek haberi bekliyordu. Bir müddet sonra gelen vahiyde Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur; "Biz, kıblenin değişmesini talep ederek yüzünü semaya çevirdiğini görüyoruz. Şimdi seni razı olacağın kıble (Kâbe) ye döndüreceğiz. Artık yüzünü hemen Mescid-i Harem tarafına çevir. Siz de ey inananlar nerede olursanız olun yüzlerinizi ona doğru çevirin". (Bakara; 144). Bu esnada Rasulullah Seleme oğulları mahallesinde öğle veya ikindi namazının üçüncü rekatında bulunuyordu. Namazı bozmadan cemaatle birlikte kalan iki rekatı Kâbe istikametine yönelerek kılmışlardır. Bu hadisenin anısına buraya mescid yapılarak adına "Mescid-i Kıbleteyn","İki Kıbleli Mescid" denilmiştir.

Hendek (Hendek Savaşı - Hicri 5 / Miladi 627 - Medine)
Müşrikler Uhud'da Medine'yi yerle bir etme emellerine ulaşamamışlardı. Hayber yahudilerinin de tahrikiyle Hicret'in 5. yılında Mekke'de büyük bir ordu oluşturarak Medine üzerine yürüdüler. Kendilerine Medine yahudilerinin de katılmasıyla sayıları 10.000 kişiye ulaştı. Hz. Muhammed bu haberi duyunca sahabileri toplayıp görüşlerine başvurdu. Selman-ı Farisi'nin hendek kazarak şehri koruma altına alma fikri kabul gördü. Arazi gruplara paylaştırılarak hendek kazımına başlandı. Bütün müslümanların katıldığı çalışma neticesinde 3 km.'ye yakın hendek kazım işlemi müşrikler gelmeden tamamlanarak 3000 kişilik İslam Ordusu mevzilendi. Medine'yi yerle bir edip müslümanların tamamını öldürmek için yola çıkan müşrikler o güne kadarki savaşlarda hiç görmedikleri bu savunma sistemiyle karşılaşınca şaşırıp kaldılar. Bütün yollarını keserek bir ay süreyle şehri muhasaraya aldılar. Bu arada Beni Kureyza yahudileri Medine Sözleşmesi'ni tek taraflı bozarak müşriklerin tarafına geçtiler. Kuşatmanın 30. gününde Yüce Allah'ın yardımıyla şiddetli soğuklar ve görülmemiş kasırgalar meydana geldi. Çadırları ve mühimmatları havada uçuşan müşrikler, olumsuz hava şartlarına dayanamayıp birçok eşyalarını da terkederek Mekke'ye dönmek mecburiyetinde kaldılar. Neticede müslümanlar 6 şehit verirken müşriklerden 3 kişi öldürülmüş oldu. Kur'an-ı Kerim'de bu olaya Ahzap Savaşı denmiştir.

Hicaz Demiryolu ve Medine Tren İstasyonu (Medine)
Osmanlı Devleti'nde, Paris'e kadar uzanan Rumeli demiryolları projesinin 1888'de tamamlanmasıyla birlikte batı dünyasını doğuya bağlamak ve bütün semavi dinlerin beşiği olan kutsal topraklara, Mekke, Medine ve Kudüs'e ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla bir demiryolu yapılması fikri İstanbul'da gelişmeye başladı. 2 Mayıs 1900 tarihinde Sultan II. Abdülhamit uzun yıllar hayal ettiği "Hicaz Demiryolu" projesini hayata geçireceğini ilan etti. İleride Bağdat hattıyla da birleşecek olan demiryolu, Şam'dan başlayıp Medine, Mekke ve Cidde'ye, ardından Yemen'e daha sonra da Orta Arabistan üzerinden Basra'ya ulaşacaktı. Abdülhamit Han'ın projeyle ilgili açıklaması Batıda istihza konusu olurken, bütün İslam aleminde sevinç ve coşkuyla karşılandı. Çünkü söz konusu olan normal bir yol değil, bir inanç yolu idi. Bu proje diğer demiryollarının aksine yalnızca öz kaynaklarla gerçekleştirilecek ve İslam dünyasından gelebilecek bağışlar kabul edilecekti. Tahmini maliyeti 4 milyon Osmanlı Sarı Lirası olan projenin başlangıçta kullanılacak yarıya yakın miktarı bağışlardan sağlanmıştı. Medine'ye kadar olan bölümü 1900 km.'yi bulacak olan Hicaz Demiryolu inşaatı 1 Eylül 1900 yılında Şam'da yapılan törenle başladı. Bu inşaatın yapımında çoğunluğu Osmanlıların tebasından 43 mühendisle birlikte 7500'ü aşan Osmanlı askeri görev almış olup, Medain-i Salih'den itibaren Medine'ye kadar olan bölümünde ise tamamı müslüman mühendis, tekniker ve işçiler çalıştırılmıştır. Hicaz Demiryolu bir takım batılı güçlerin tüm engelleme çabalarına rağmen Medine'ye kadar tamamlanmış ve 1 Eylül 1908 tarihinde işletmeye açılmıştır. Haziran 1916'ya kadar süren 9 yıllık ömrüne rağmen Hicaz Demiryolu sağladığı kolay ulaşım sayesinde bölgenin kültürel ve ekonomik kalkınmasında önemli rol oynamıştır. Ayrıca bu proje birçok müslüman mühendis ve teknikerin ilk tecrübe ve yetişme yeri olmuştur. Buradaki bilgi ve tecrübe birikimi daha sonra cumhuriyet dönemi demiryolları yapımına büyük katkı sağlamıştır.

Kuba Mescidi (İslam'ın İlk Mescidi - Medine)
Kuba Mescidi; Hz. Muhammed'in Mekke'den hicret ederek gelişinde, Medinelilerin sevgi ve coşkuyla karşıladıkları bölgede yer almaktadır. Peygamberimiz Medine'den önce burada 14 gün konaklamıştır. Bu zaman zarfında İslam'ın ilk mescidini yaparak namazlarını da ilk defa cemaatle kılmaya başlamıştır. Kur'an-ı Kerim'de bu mescid ve cemaatiyle ilgili şöyle buyurulmaktadır. "... Habibim ilk günde takva üzerine yapılan mescidde namaz kılman senin için daha uygundur. O mescidde maddi ve manevi kirlerden temizlenmeyi seven kimseler vardır..." (Tevbe 108) Rasulullah sonraları da çoğu zaman bu mescide gelerek ziyaret eder ve namaz kılardı. Müslümanların da ziyaret ederek, burada namaz kılmalarını şu sözleriyle teşvik etmiştir. "Kim güzelce hazırlanıp namaz kılmak için abdestli olarak Kuba mescidine gider ve orada (iki rekat) namaz kılarsa bir umre yapmış gibi sevap kazanır".

Umre Vizesi İçin İstenen Evraklar

- Veriliş tarihi 1998 yılı altında olan pasaportlar Suud Konsolosluğu tarafından kabul edilmemektedir.(Pasaport defterinin yenilenmesi gerekir)
- Pasaport (En az 1 Yıl süreli)
- Kimlik fotokopisi (arkalı önlü)
- Eşi ile gidecekler için Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ( Evlilik Cüzdanı Kabul Edilmemektedir. )
- Yalnız giden bayanlar (45 yaş ve üstü) evli ise eşinden gideceği kişi (1. derece yakını ) için muvafakat name, götürecek kişi ise(1. derecek yakını) götürüp getireceğine dair taahhütname, Eğer tek gidecek ise sadece muvafakat name.
- Yalnız giden bayanlar (45 yaş altı) için evli ise eşinden gideceği kişi ( 1.derece yakını, baba, erkek kardeş, amcası...)için muvafakat name, götürenin de götürüp getireceğine dair taahhütname
- Yalnız giden bayanlar ( 45 yaş altı ) için bekar ise babalarından gideceği kişi (1.derece yakını, erkek kardeş, amca,vs..) için muvafakat name, götürenin de götürüp getireceğine dair taahhütname
- 2 Adet vesikalık fotoğraf (Arkası kar beyaz fonlu ve kafa kısmı alın-çene arası 3,5 cm olacak)
- 45 yaş üstü dul bayanlarda kimlik ve pasaportlarındaki "medeni hali" hanesinde Dul yazılı değil ise Nüfus kayıt örneği, birinci derece yakınları (mahremleri) ile gidecek olanların akrabalık belgesi ( Nüfus Kayıt - Örneği )
Önemli Notlar :
Umre vizesinin sahip olunabilmesi için ,pasaport bilgilerinin Suudi Arabistan'a gönderilmesi ve oradan bir onay numarasının alınması gerekmektedir. Bu sebepten dolayı, hareket tarihine 20 gün kalana kadar kayıt işlemi bitirilmesi gerekmektedir. Umreye gitmeyi düşünen sayın yolcularımızın bu konuyu dikkate almalarını rica ederiz. 45 yaşın altındaki bayanlar, yanlarında bir mahrem (birinci derece erkek yakını)bulunmaksızın, Suudi Arabistan'a gitmelerine Suudi makamları tarafından izin verilmemektedir.

Çocukları ile beraber gidecek Aileler için çocukların kayıtlı bulunduğu anne yada baba pasaportunda çocukların fotoğraflarının mühürlü olması,
Bir çocuk(bay-bayan) 18 yaşından küçük ise Anne ve Babası (her ikisi)yanında olmadan umreye gitmesine Suudi makamları tarafından izin verilmemektedir.
Yabancı Pasaportu olup (T.C. vatandaşı olmayan) umreye gitmek isteyenlerin Türkiye'de oturumu olması gerekmektedir
Veriliş tarihi 1998 yılı altında olan pasaportlar Suudi makamları tarafından kabul edilmemektedir. Pasaportunuzun veriliş tarihi 1998 ve üstü olmalıdır.

Muvafakat name Örneği ;
01.01.1960 İstanbul doğumlu Ahmet ve Ayse oğlu-kızı Veysel Ak , eşim Ayşe Ak'in Umre amacı ile Suudi Arabistan'a ( gideceği beyin mutlaka 1.dereceden akraba olması şartı ile, babası-oğlu-amcası-dayısı-kayınpederi vs.) gidip gelmesine muvafakat ve rızam vardır.

Taahhütname Örneği ;
01.01.1960 İstanbul doğumlu Ahmet ve Ayşe oğlu-kızı Veysel Ak , annem-halam-teyzem - yeğenim-kayınvalidem-gelinim vs. Ayşe Ak'i beraberimde Umre amacı ile Suudi Arabistan'a götürüp getireceğimi ve her türlü masraflarını karşılayacağımı beyan ve taahhüt ederim.

Hac Turu

EfkanTur 2012 YILI HAC FİYAT LİSTESİ

Hac Tecrübe İşidir. 14 Yıllın Verdiği Güven ile Hac'da Hizmetinizdeyiz..

Detaylı bilgi için 0216 310 03 03 nolu telefondan bilgi alabilirsiniz.

Umre Fiyat Listesi

2012 Umre Kayıtları Başladı..

Umre tecrübe işidir. 14 yıllın verdiği güven ile Umre turlarında hizmetinizdeyiz..

Detaylı bilgi için 0216 310 03 03 nolu telefondan bilgi alabilirsiniz.